mevlana

“gel, gel, ne olursan ol yine gel,
ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel…”


bunu anlayabiliyorsa(n) sıkıntı yok demektir.

2 gün önce tarihinde gönderildi. 0 yoruma sahip.

bir insanın orospu olmasından korkmayınız. orospu çocuğu olmasından korkunuz. çünkü orospu sadece verir. ama orospuçocukları herşeyi yapabilir.

1 hafta önce tarihinde gönderildi. 1 yoruma sahip.

Standart düz bir hayatım var. Bakkala evin küçüğün gittiği bir aile yetiştim. Para ihtiyaçlarımız doğrultusunda değil paranın duruma göre üzerimizde oluyordu yahut olmuyordu. Genelde olmuyordu. Bu yüzden hiç para sıkıntısı çekmedik.

1 hafta önce tarihinde gönderildi. 0 yoruma sahip.

sonrası hep aynı

2 hafta önce tarihinde gönderildi. 0 yoruma sahip.

maybnott sordu: Sonra iste porno kasetler cikti.

Atlar ölmesin. kuşlar neyse kuşları boşver

2 hafta önce tarihinde gönderildi. 0 yoruma sahip.

olaylı kişiselleştirme, beni kişisel -leştir yeter

1 ay önce tarihinde gönderildi. 1 yoruma sahip.

dikkat ölebiliriz

başka bir şansın olmayacağının farkında mısın? neden biliyor musun. öleceğiz. herşey tek kullanımlık. tek kullanımlık bir ömrün var. bir porsiyonluk. o zaman neyi kafaya takıyoruz ki?

devam edecek misiniz?

bir ellilik daha alır mısınız?

tekila shot atalım mı?

hepsine evet demek için bir şansın var.

beni seviyor musun?

evet.

benimle evlenir misin?

evet.

hepsi için tek atış.

şansını iyi değerlendir.

öleceğiz.

öldük belki haberimiz yok.

her zaman yaşa.

yaşıyormuş gibi davran.

hep iç.

boş zamanında şiir yaz. çiçeklere bak. güneşe selam var. bakkala selam ver. dilenciye allah versin de. ya da para ver. ama hep eylem içerisinde ol.

ölüceksin amına koduğum neyin peşidesin işte.

2 ay önce tarihinde gönderildi. 0 yoruma sahip.

bu konuyu neden duşta konuşmuyoruz

geçen günlerde Paulo Coelho’nun (bu adamın adını yazmayı hala öğrenemedim) 11 dakika romanını okudum bitirdim. herifin diğer bütün kitaplarından biraz farklı bir duruş sergilese bile güzeldi. ona daha yakışan bir tarz olmuş. 

kitap bittikten sonra edebi bir şekilde yazılırsa bir fahişe bileye aşık olabilirmişim diye düşündüm. daha sonra bu konu üzerinde daha kapsamlı düşündüğüm zaman ben hep fahişelere mi aşık oldum sorusuyla karşı karşıya geldim. sonra fahişelik nedir sorusunu sordum kendime. bu konular üzerine çok fazla düşündüm. ve şu sonuca vardım. tuvalete gitmem gerek, az önce yediğim tavuk döner mideme dokunmuş.

ne kadar düşürsem düşüneyim insan bedenin kölesi bunu aşamıyorsun. aklın Paulo Coelho, Kafka, Paul Auster dolanırken miğden Basri abinin yaptığı 1,5 milyonluk yarım ekmek dönerde, 1,5 milyon verdiğin dönere telefonda  yüzsüzce “abi ketçabı mayonezi çok olsun” diyorsun aklın orada. aklın kalan son dal sigarada.

ama fabrikatör çocuğu olsaydım bu durum böyle olmazdı. o zaman sadece Kafkayı düşünebilirdim. Niçe’yi çok sevdiğim için alman edebiyatı okuyabilirdim. almanya’ya tanışabilirdim. ama fabrikatör çocuğu değilim. babam çok sevebileceğim bir adammış, adammış diyorum çünkü anladığınız üzere ölmüş, ölmüş diyorum çünkü o öldüğünde ben çok küçükmüşüm. şimdi hep birlikte ağlayalım. başın sağ olsunları bir kenara bırakalım. adam çok sağlam içermiş. bir oturuşta bir tekel fabrikasını tek başına devirirmiş. o derece. 

konu fahişelerden pedere geldi. annem bu yazıyı okursa beni siker. ama annemin bu yazıyı okuma ihtimali leylanın mecnuna kavuşma ihtimalinden daha az.

anneme yazık. leyla ya da yazık.

2 ay önce tarihinde gönderildi. 0 yoruma sahip.

amentü

“Meyan kökü kazarmış babam kırlarda
ben o yaşta koltuğumda kitaplar
işaret parmağımda zincir, cebimde sedef çakı
cebimde kırlangıçlar, çılgınlık sayfaları
kafamda yasak düşünceler, Gide meselâ.”

“bense
anlamış değilim böyle maceralardan
ne Godiva geçer yoldan, ne bir kimse kör olur”

….

ismet özel

3 ay önce tarihinde gönderildi. 1 yoruma sahip.

“10 dakika sonra gelicem” yazan esnafın camının önünde durdum ve düşündüm. Acaba gideli 8 dakika olmuş mudur? veya 1 dakika mı oldu? Random gülmek gibi birşey amına koyim. Kaç dakika önce gittin? veya saat kaçta gittin?

bir iz bir işaret bırak bakkal amca beni böyle bi çare bırakmaya hakkın yok.

4 ay önce tarihinde gönderildi. 2 yoruma sahip.
Kaygan zemin

Kaygan zemin

4 ay önce tarihinde gönderildi. 2 yoruma sahip. .

ya dünya değişecek ya da ben

ben değişemiyorum. denedim olmadı. sövdüm olmadı. sevdim olmadı. sildim gene olmadı. baktım olmadı, denedim sığmadı. bu yüzden oturdum. karar verdim.

dünya değişecek!

değişim şart!

yok ağa!

olmuyor ağa!

Kemal Sunal öldüğü zaman nasıl hissediyorsam öyle hissediyorum. Yetim kalmış gibi. Adile Naşit’in öldüğünü öğrendiğim zaman nasıl hissediyorsam öyle hissediyorum. Aldatışmış gibi. gibi gibi Barış Manço gittiği zaman en iyi arkadaşımı kaybetmiş gibi hissettim. Şimdi elimde Sezen Aksu kaldı o ölürse öksüz kalır herkes.

Değişmesi lazım bu düzenin. iyi insanların ölmemesi lazım. yahut masalların sonunu değiştirsinler. temelde bir hata olabilir.

çengel bulmacaları değiştirsinler. bir cetvel türünün TE olduğunu, boru sesinin Tİ olduğunu beyazın AK olduğunu herkes öğrendi. Tek takıldığım resimdeki sanatçı. O resim değil diyesim geliyorum. O fotoğraf!

değişim şart.

4 ay önce tarihinde gönderildi. 3 yoruma sahip.

Sanmayın Ki Şapkayı Seviyorum, Saçım Yok Biliyorum


Bütün şarkılar çekip gitse buradan. İçimi bir yalnızlık, dipten gelen bir Emre Aydın var. Bu durumun önce havadan kaynaklandığını düşündüm. Sonra güneş açtı. Dört mevsim güzel yurdum. Bir günde dört mevsim yaşattı, şu yorgun ruhuma. Ne yapsam hangi yola sapsam bilemedim. 

Zaten oldum olası mevsimlerden haz etmedim. Dört mevsim olan bir ülkede istikrar olmaz. Çünkü halk, yazlık mont,mevsimlik mont,kışlık mont derken insan kafayı yer. Kalın kazak,ince kazak derken üşütür. Ne giyeceğim kaygısı sarar bedeni ve ruh arka plana itilir çıplak kalır.

Mevsimlerden yalnızlıktı. Serdar Ortaç parçaları daha sıcak kumlara kendisini salmamıştı. Takvimler 2010 gösteriyordu. Ama az kalmıştı 2010 da kötü bir yıl olarak anılacak 2011 için daha çok para daha çok seks istenecekti. Her yıl başı böyle olmaz mı? Bu durum yılbaşına has bir şey değildir. Her gidenin arkasından sallamak insan bünyesinin vazgeçilmez besinidir. O zamanlar daha Orhan Pamuk’un çocuğu yoktu. Yani vardı ama bizim haberimiz yoktu. Başguğ hapse atılmamış, Işık Koşaner istifa etmemiş ve Kaddafi hala liderdi. Türkiye’nin Erçiş diye bir yerden haberi yoktu. Azra bebek daha doğmamıştı. Dedim ya mevsimlerden yalnızlık yıllardan 2010 ve bünyemde kaldıramayacağım kadar aşk vardı.

Şimdi geriye dönüp baktığım zaman (bunu sık sık yaparım) neler değişmiş neler. Gerek ülke gündemi gerek kendi gündemim ve gündeliğim çok değişmiş. Mesela ben 2010 yılında asker değildim. Edirne diye bir yerden haberim yoktu. Saçlarım uzundu ve sakalım vardı.

2010 yılında Mahsun Kırmızıgül çengel bulmaca resimdeki şarkıcı olarak çıkıyordu. Her şey gibi o da değişti resimdeki yönetmen oldu.

Dedim ya mevsimlerden yalnızlık ve içmem yasak. İçersem ölürüm. Ölürsem şehit olurum. ve bu ülke bunu kaldırmaz gibime geliyor.

4 ay önce tarihinde gönderildi. 4 yoruma sahip.

Dayak Yiye Yiye Atmayı Öğrendik Sevgili Bayanlar

İlk terliği yediğim zaman hala gözlerimin önünden gitmiyor. Annemi hiç bu kadar atik görmemiştim. Ayağından çıkardığı altı sert bir maddeden yapılmış üzeri deri süslemeli olan terliği havada süzülerek kafama doğru geldi. Ne olduğunu anlamamıştım. Kafam acıdı. İlk defa böyle bir deneyim yaşıyordum. 

Biraz daha ele avuca gelince. Terlikle başlayan bu deneyim zamanla kulak çekmeyle devam etti. Daha sonra tokat olarak son noktaya ulaştığını sandığım bu şiddet içerikli yolculuk yumruk son olarak tekmeyle son buldu. Ben en çok annemden dayak yedim diyebilirim. Annemin dayakları çok canımı yakmamasına rağmen babanın attığı dayak her zaman iz bırakmıştır. Benim ailevi durumum biraz daha karışık olduğu için babanın attığı dayak fiziksel olarak acıtmasının dışında ruhsal olarak da bende derin yaralar bırakmış olabilir. Şuanda bunun zaman zaman dışa vuruşlarını yaşıyorum.

Okula başladığım zaman hayatın daha değişik olacağını zannediyorum. Fakat öyle olmadı. Aile içerisinde gördüğüm ufak tefek şiddet okulda da devam etti. İlkokulda cetvelle başlayan bu yolculuk lisede uçan tekmeyle yeni ufuklara yol açmama neden oldu.

Gerek sokakta gerek evde son olarak okulda her zaman kavga ettim. Zaman zaman dayak yedim. Dayak attım. Kaşım patladı. Gözüm morardı. Dudağıma dikiş attılar. Ben konuşarak bir şeyleri halletmeyi hiç bir zaman başaramadım. Temelde böyle eğitim almadım. Türkiye de pek çok kişi benim gibi yetişti. Askere gelen erkek askerde dayak yedi. Kadına yumuşak olan toplum erkeği linç etti.

Erkek ne oldu. Hamdı büyüdü pişti. 

Evde dayak.

Sokakta dayak.

Okulda dayak.

Askerde dayak.

Sonra sözlendi. Nişanlandı. Evledi. Evinde dayak.Eşine dayak.

Kadına şiddette hayır. Ama öncesinde erkeğe şiddete hayır.

5 ay önce tarihinde gönderildi. 2 yoruma sahip.

çok karışık duygulara sahip bir insan değilim. Kendimi farklı şekillerde betimle ihtiyacı duymuyorum. Çok net olmak her zaman en güzeli.

Her sağlıklı erkek gibi sevişmem lazım. Asker olduğum için uzun zamandır sevişemiyorum. Yardımcı olursanız hayır dualarım sizinle olur.

Teşekkürler.

5 ay önce tarihinde gönderildi. 0 yoruma sahip.